Suudi Arabistan'ın çeşitli bölgelerinde yapılan arkeolojik çalışmalar, İslam'ın ilk dönemlerini aydınlatan binlerce kaya yazıtını gün yüzüne çıkardı. Bu yazıtlar, erken İslam toplumunun yaşamına, ticaret ağlarına ve Arap yazısının evrimine dair doğrudan ve somut bilgiler içeriyor.
Suudi Miras Kurumu (Heritage Commission), Haziran ayında yalnızca Medine bölgesinde 1774 arkeolojik buluntu kaydettiğini açıkladı. Bu buluntular arasında Halife Ömer bin Hattab'ın adını taşıyan bir yazıt da dahil olmak üzere çok sayıda İslami yazıt yer alıyor. Kurum, 2020-2024 yılları arasında Hail, Al-Ula ve Hayber gibi bölgelerde İslam öncesi ve erken İslam dönemine ait yazıtlar ile kaya resimleri tespit etti.
İslam dünyasının erken ticaret ve hac yolları belgeleniyor
Araştırmacı Müfid Yüksel, yazıtların Arap Yarımadası'na yayılımının, bölgenin tarih boyunca ticaret ve kervan hareketliliğinin merkezi olmasıyla bağlantılı olduğunu söylüyor. Şam ile San'a arasındaki güzergâhın İpek Yolu'nun güney kolunu oluşturduğunu belirten Yüksel, Mekke ve Medine'nin bu ağ içindeki kritik rolüne dikkat çekiyor.
Yüksel, "Kara yolları Kızıldeniz'deki Yenbu ve Cidde limanlarına, Yemen'deki Hudeyde ve Aden limanlarına bağlanıyordu. Buradan gemiler Doğu Afrika, Etiyopya, Sudan, Hindistan ve Hint alt kıtasına hareket ediyordu. Bu yoğun hareketlilik, yolcuların kayalar üzerine yazılar bırakmasına yol açtı" diyor. Keşfedilen yazıtların bir kısmı İslam'dan 4-5 asır öncesine ait olup Aramice, Safaitik, Semudî, Nebatî ve Güney Arabistan'ın Müsned yazısı gibi farklı alfabelerle yazılmış.
Arap yazısının gelişimi taşlarda izlenebiliyor
Yüksel, yazıtların Arap yazısının gelişim sürecini izlemek için eşsiz bir bilimsel malzeme sunduğunu ifade ediyor. Arap yazısının, Nebatî yazısının evrimiyle şekillendiğini ve İslam'dan yaklaşık 200-250 yıl önce belirginleşmeye başladığını kaydediyor. İlk aşamada "Hicazî hat" olarak bilinen yazı stilinin ortaya çıktığını, ardından Medine ve Kûfe yazı stillerinin geliştiğini aktarıyor.
Yazıtların sadece isim ve tarihlerden ibaret olmadığını vurgulayan araştırmacı, bu taşlara kazınmış dualar, kişisel ifadeler, soy zincirleri, seyahat ve hac kayıtları ile bazı askeri seferlere atıflar bulunduğunu belirtiyor. Hatta karşılıklı yazışmalar veya hiciv ifadeleri içeren yazıtların da mevcut olduğuna dikkat çekiyor.
Soy bilgileri ve toplumsal statüye dair ipuçları
Erken İslam dönemi yazıtlarının büyük bölümü isim ve soy bilgileri içeriyor. Yüksel, bu verilerin klasik İslam kaynaklarındaki rical, tabakat ve siyer kitaplarındaki bilgilerle karşılaştırılabileceğini söylüyor. Bazı yazıtların, hadis ravilerinin isimlerini ve soylarını daha detaylı biçimde ortaya koyarak mevcut kayıtların düzeltilmesine yardımcı olabileceğini ifade ediyor.
Yazıtlarda "mevla", "gulam" ve "feta" gibi ifadelerin yer alması, kişilerin sosyal statülerine dair işaretler sunuyor. Yüksel, azat edilmiş kölelere ait bazı yazıtların oldukça düzgün bir hatla yazılmış olmasının, bu kişilerin İslam öncesinde veya erken İslam döneminde kâtiplik yapmış olabileceğini düşündürdüğünü belirtiyor.
Aileler nesiller boyunca aynı kayalara yazı yazdı
Bazı ailelerin aynı bölgede nesiller boyunca yazıt bıraktığını aktaran Yüksel, bu aileler arasında Halife Ömer bin Hattab'ın torunları ile sahabeler Zübeyr bin Avvam ve Ka'b bin Malik'in ailelerinin bulunduğunu söylüyor. Ayrıca Bedir Gazvesi'ne katılan Ebu'l-Yüsr ve Ebu Sebre'ye ait olduğu düşünülen yazıtlar ile onların çocuklarına ve torunlarına ait yazıtların da tespit edildiğini dile getiriyor.
Yüksel, Hz. Muhammed'in amcası Ebu Leheb'in torunlarına ait olduğu değerlendirilen aile yazıtlarının, İslam kaynaklarının genel hatlarıyla ele aldığı toplumsal ve dini dönüşümlere maddi kanıtlar sunduğunu ifade ediyor. Taif'te keşfedilen ve İslam öncesine ait olduğu düşünülen bir yazıtta "Senin adınla Rabbimiz" ifadesinin yer alması ise o dönemdeki dini ifadeler ve yazı kültürü hakkında fikir veriyor.