Ürdün'de taşınmaz mülkiyeti yasasında planlanan değişiklikler, yabancıların arazi edinmesine getirilecek sınırları ve demir yolu projeleri için kamulaştırmada uygulanacak tazminat yöntemini öne çıkardı. Öneriler, özel mülkiyetin korunması ile devletin altyapı projelerini gerçekleştirme yetkisi arasındaki dengeyi yeniden tartışmaya açtı.
2019 yasası için yeni düzenleme
2019'da yürürlüğe giren Taşınmaz Mülkiyeti Yasası, arazi, gayrimenkul ve konut birimlerinin satış, ipotek ve kiralama işlemlerini düzenliyor. Yasa aynı zamanda önceki yıllarda farklı dönemlerde çıkarılan düzenlemeleri tek çatı altında toplamayı amaçlıyordu.
Hukuki İşlerden Sorumlu Devlet Bakanı Feyyaz el-Kudat, 2019-2026 arasındaki uygulamanın bazı alanlarda değişiklik ihtiyacını gösterdiğini söyledi. Hazırlanan önerilerde işlemlerin dijitalleştirilmesi, ortak mülkiyetin düzenlenmesi, kamulaştırma tazminatlarının hesaplanması, gayrimenkul yatırımlarının çekilmesi ve altyapı projelerinin kolaylaştırılması yer alıyor.
Ürdün Ayan Meclisi'ndeki Hukuk ve Ekonomi komitelerinin ortak komisyonu, yasa tasarısını Temsilciler Meclisi'nden geldiği şekliyle kabul etti. Komisyon Başkanı Raca el-Muaşir ise hükümetin tasarıdan önce yeterli hazırlık yapmadığını ve toplumla gerekli diyaloğu kurmadığını belirtti. Muaşir, düzenlemenin gerekçeleri, hedefleri ve muhtemel sonuçlarının yeterince açıklanmadığını söyledi.
Yabancılara konut amacıyla mülkiyet sınırı
Siyasi ve Parlamento İşlerinden Sorumlu Bakan Abdülmunim el-Avdat, imar sınırları dışındaki arazi ve taşınmazların yabancılar tarafından edinilmesine ilişkin önerinin sınırsız bir hak tanımadığını açıkladı. Düzenleme, mevcut sınırlama ve koşulları koruyarak yabancıların özel konut amacıyla en fazla 10 dönüm mülk edinmesine izin veriyor.
Ekonomik analist ve siyasi aktivist Muhammed el-Beşir, yabancıların mülk edinmesine ilişkin tartışmanın Ürdün'ün İsrail'e komşu olması ve komşu ülkelerde tampon bölgeler oluşturulmasına dair tarihsel kaygılardan etkilenebileceğini söyledi.
El-Beşir, yabancı yatırımcıların çekilmesinin Ürdün ekonomisinin ihtiyaçlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bu kapsamda hangi fabrikalara veya tarım projelerine ihtiyaç duyulduğunun, yatırımların dış ticaret açığını azaltıp azaltmayacağının ve ithalata bağımlılığı sınırlayıp sınırlamayacağının incelenmesi gerektiğini ifade etti.
Vatandaşların arazileri üzerindeki mülkiyetinin korunması gerektiğini vurgulayan El-Beşir, büyük sermaye grupları lehine mülklerin parçalanmasının, özellikle geçimini tarımdan sağlayan aileler için ciddi toplumsal zararlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Küresel ekonomik açılımın sermaye hareketlerini kolaylaştırabileceğini söyleyen El-Beşir, bölgesel hassasiyetler nedeniyle siyasi katılımı, denetimi ve hesap verebilirliği güçlendiren reformlara ihtiyaç olduğunu kaydetti.
Yatırım ve gayrimenkul piyasası beklentisi
Milletvekili Dima Tahbub, yabancılara mülk edinme izni verilmesi fikrinin ilk olarak Ürdün'deki yatırımları teşvik etmek amacıyla ortaya çıktığını, daha sonra özel konutları ve imar sınırları dışındaki taşınmazları kapsayacak şekilde genişletildiğini söyledi.
Tahbub, konutların öncelikle imar sınırları içindeki bölgelere yönlendirilmesi gerektiğini belirtti. İmar dışındaki arazilerin güvenlik, ekonomik veya su kaynakları bakımından hassas özellikler taşıyabileceğini ifade eden Tahbub, bu bölgelerde yabancı mülkiyetine karşı çıktı.
Konut Sektörü Yatırımcıları Derneği Başkanı Macid Guşe, yatırımı çeken ve gayrimenkul piyasasını canlandıran ölçülü adımları desteklediklerini söyledi. Guşe, sektörün inşaat, yapı malzemeleri, finansman, mühendislik hizmetleri ve istihdamla bağlantılı olduğunu belirtti.
İmar sınırları dışındaki arazilerde yabancı mülkiyetinin sınırsız biçimde açılmadığını vurgulayan Guşe, yalnızca konut amacıyla 10 dönüme kadar izin öngörüldüğünü ifade etti. Yabancı yatırımların yeni sermaye getirerek gerçek projeler kurması ve istihdam oluşturması gerektiğini belirten Guşe, arazinin yalnızca satın alınıp geliştirilmeden tutulmasının aynı faydayı sağlamayacağını söyledi.
Guşe ayrıca yabancıların, lisanslı konut ve gayrimenkul geliştirme şirketlerinin inşa ettiği projelerden konut veya taşınmaz almasının dış talebi üretken ekonomik faaliyetlere yöneltebileceğini kaydetti. Yabancıların mülk edinmesinin tek başına risk veya yatırım teşviki anlamına gelmediğini belirten Guşe, sonucun düzenlemelerle uygulama mekanizmalarına bağlı olduğunu ifade etti.
Demir yolu arazileri için tazminat itirazı
Tahbub, kamu yararı taşıyan yol projelerinde hükümete arazinin dörtte birini tazminatsız kamulaştırma imkânı tanındığını söyledi. Demir yollarının yol tanımına eklenmesinin, özel mülkiyetin bir bölümünün karşılık ödenmeden alınması riskini artırabileceğini belirten Tahbub, demir yolunun bir araziden geçmesinin taşınmazın piyasa değerini düşürebileceği uyarısında bulundu.
Guşe, değişikliğin büyük altyapı projelerinin hayata geçirilmesi, özel mülkiyetin korunması ve yatırım ortamına duyulan güvenin güçlendirilmesi arasında denge kurması gerektiğini söyledi. Demir yolu projesinin ulaşım ve lojistik hizmetlerini iyileştirerek kalkınma ve sanayi bölgelerini birbirine bağlayabileceğini belirten Guşe, asıl meselenin proje için gerekli arazilerin hangi yöntemle kamulaştırılacağı olduğunu kaydetti.
Komisyon, taşınmaz mülkiyeti alanındaki değişiklikler kapsamında ortak mülkiyet işlemlerinin iyileştirilmesini ve yasayı uygulayan idari birimin kapasitesinin artırılmasını önerdi. Altyapı projelerinde hazine arazilerine öncelik verilmesi, vatandaşların arazilerinin yalnızca zorunlu hâllerde kamulaştırılması ve adil tazminat değerinin hesaplanması için ortak ölçütler oluşturulması da öneriler arasında bulunuyor.