Gazze'de kanser hastaları, sadece hastalıklarıyla değil, ilaç bulamamanın ve tedaviye ulaşamamanın getirdiği çaresizlikle de savaşıyor. Nasser Tıp Kompleksi'nin onkoloji bölümünde kemoterapi ilaçlarının tükenmesi, binlerce hastanın yaşamını doğrudan tehdit ediyor.
Bölümde tedavi gören bir kadın hasta, kemoterapi ilaçlarının yalnızca kısmen bulunduğunu, gerekli diğer ilaçların ise tamamen kaybolduğunu söyledi. Mevcut tedavinin cildinde, yüzünde ve vücudunda acı verici değişikliklere yol açtığını belirten hasta, doktorların alternatif bir ilaç bulamadığını ifade etti. "Tedavinin kesilmesi benim için ölüm demek" diyen hasta, "kanserin kimyasal tedaviden başka bir çaresi yok" dedi.
Bir başka hasta, kemik iliği nakli geçirdikten sonra biyolojik tedavisini yaklaşık on aydır alamadığını anlattı. Sağlık durumunun her geçen gün kötüleştiğini, ağrılarını hafifleten ağrı kesicilerin bile artık bulunmadığını söyledi. "Acıdan her gün yüz kere ölüyorum" diyen hasta, dört ay önce yurt dışına tedavi için ayrılması gerekirken hâlâ beklediğini, gıda ve temiz su sıkıntısı nedeniyle sağlığına zararlı olduğunu bildiği suları kullanmak zorunda kaldığını ekledi.
Nasser Tıp Kompleksi'nde görev yapan bir onkoloji doktoru, durumun her geçen gün kötüleştiğini vurguladı. Savaştan önce Gazze'nin küresel olarak mevcut kanser ilaçlarının ancak yüzde 20'sinden azına sahip olduğunu, şimdi bu sınırlı oranın da temel kemoterapi ilaçlarının tükenmesiyle azaldığını kaydetti. "Ne ilaçlar bölgeye giriyor ne de hastalar hızlıca yurt dışına çıkabiliyor" diyen doktor, bölümde sık sık ölümler yaşandığını, seyahat edemediği ve tedavisi bulunamadığı için bir gencin geçen gece hayatını kaybettiğini bildirdi.
Doktor, son aylarda hastaları seyahate kadar hayatta tutmak için "destekleyici tedavi" uyguladıklarını, ancak bu sınırlı seçeneklerin de tükenmeye başladığını ve artık hiçbir tedavi alternatifleri kalmadığını söyledi. Dünya genelinde kanser tedavisinin temelini oluşturan bağışıklık, hedefe yönelik ve hormonal tedavilerin Gazze'de bulunmadığını, doktorların daha az etkili, hatta gelişmiş merkezlerde artık kullanılmayan eski yöntemlere başvurmak zorunda kaldığını belirtti.
Savaş, yetersiz beslenme ve yerinden edilmenin birçok kanser vakasının geç teşhis edilmesine yol açtığına dikkat çeken doktor, MR, PET taraması gibi temel tanı cihazlarının bulunmadığını, endoskopi imkanlarının da sınırlı olduğunu ifade etti. Bu nedenle hastalığın ancak ileri evrede tespit edilebildiğini, hatta bazı hastaların kanser olduğunu dahi öğrenemeden hayatını kaybettiğini söyledi.
Onkoloji bölümünde görevli bir hemşire, bölüme günde yaklaşık 100 hastanın kontrol veya tedavi için geldiğini anlattı. Sıkıntının yalnızca ilaçlarla sınırlı olmadığını; kan tahlili için gerekli tüpler gibi temel malzemelerin bile azaldığını ve bunun hasta bakımını zorlaştırdığını belirtti.
Bir hasta yakını ise kemoterapi ilaçlarının bitmesi üzerine doktorların ameliyat yapmak zorunda kaldığını, ardından belirli bir süre içinde yurt dışında radyoterapi alması gerektiğini, ancak aylardır seyahat izni alamadıklarını söyledi. Kendisine sık sık "yakında seyahat edeceksiniz" denmesine rağmen hâlâ bir gelişme olmadığını ifade etti.