Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Mekke’de bölgesel güvenlik, barış ve istikrarı güçlendirmeyi amaçlayan ortak savunma anlaşmasına imza attı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği günübirlik çalışma ziyareti kapsamında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, üç ülkenin savunma kapasitelerini bir araya getirmeyi ve küresel barışa katkı sağlamayı hedefliyor.

Bir ülkeye saldırı tümüne yapılmış sayılacak
Anlaşmanın temel maddelerinden biri, üç ülke arasında kolektif caydırıcılığın güçlendirilmesini öngörüyor. Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın 51. Maddesi’ndeki meşru müdafaa hakkını esas alan düzenlemeye göre, imzacı ülkelerden herhangi birine yönelik silahlı saldırı, üçünün tamamına yapılmış kabul edilecek.
Bölgesel sahiplenme ilkesi doğrultusunda yürütülen uzun soluklu diplomatik çalışmaların sonucu olarak tanımlanan anlaşma, savunma odaklı bir iş birliği çerçevesi sunuyor. Metinde, düzenlemenin herhangi bir ülkeyi hedef almadığı ve mevcut diyalog kanallarını açık tutarak külfet paylaşımı ile ortak güvenlik anlayışına dayandığı vurgulanıyor.

Savunma sanayisinde ortaklık hedefi
Mekke Anlaşması, askeri operasyonel iş birliğinin yanı sıra savunma sanayisinde daha güçlü bir entegrasyon öngörüyor. Üç ülkenin askeri birimleri arasında birlikte çalışabilirliğin geliştirilmesi ve bölgesel istikrara katkı sağlayacak "Terörsüz Bölge" hedefinin desteklenmesi amaçlanıyor.
Anlaşma metninde bu ortaklığın saldırgan bir askeri cephe veya çevreleme girişimi olmadığı, bölgesel huzuru destekleyen bir mekanizma niteliği taşıdığı belirtiliyor.

Türkiye’nin NATO üyeliğine alternatif değil
Anlaşma, Türkiye’nin NATO üyeliği ile diğer bölgesel ortaklıklarına alternatif olarak değil, bu yükümlülükleri tamamlayan bir yapı olarak tanımlanıyor.
İş birliği kapsamında küresel deniz ticaret yollarının güvenliğinin artırılması, ihracat ve enerji tedarik süreçlerine ivme kazandırılması hedefleniyor. Türkiye’nin bölgesel nüfuzunu ve tecrübesini Suudi Arabistan ile Pakistan’ın bölgesel ağırlığıyla birleştiren düzenlemenin, ekonomik istikrarın korunması ve enerji güvenliğinin güçlendirilmesine katkı sunması öngörülüyor.

Türk askerinin gönderilmesi ulusal kararlara bağlı
Anlaşmaya katılım, Türk askerinin her bölgesel krize otomatik olarak gönderileceği anlamına gelmiyor. Kuvvet kullanımı ve askeri harekat kararları, Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal düzeni ile ulusal karar mekanizmaları çerçevesinde alınmaya devam edecek.
Anadolu’dan Hicaz’a kardeşlik hattı
Metinde anlaşmanın insani ve tarihi boyutuna da yer verildi. "Anadolu’dan Hicaz’a, İslamabad’dan Riyad’a uzanan kardeşlik hattı, ortak değerlerin ve zor zamanlarda birbirinin yanında duran milletlerin iradesini temsil etmektedir." ifadesi kullanıldı.
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan ilişkilerinin yalnızca devletler arası çıkarlara değil, ortak tarih, inanç ve dayanışma bağlarına da dayandığı vurgulandı. Anlaşma, tarihi bir sorumluluğun günümüzdeki stratejik karşılığı olarak nitelendirildi.