Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Kahire ziyareti, Pekin’in Orta Doğu politikasında ekonomi, diplomasi ve güvenliği birlikte ele alan yaklaşımını yansıttı. 1-2 Eylül’de gerçekleşen ziyaret, Çin ile Mısır arasındaki diplomatik ilişkilerin 70. yılına denk geldi.
Şi’nin Mısır’ı 10 yıl aradan sonra ziyaret etmesi, iki ülke arasındaki tarihsel bağların güncel stratejik hedeflerle yeniden öne çıkarıldığı bir çerçeve oluşturdu. Ziyaret sırasında 20’nin üzerinde işbirliği anlaşması imzalanması da ekonomik ilişkilerin kapsamını genişletme arayışının göstergesi oldu.
Kahire’nin bölgesel konumu
1956’da Çin’le diplomatik ilişki kuran ilk Arap ve Afrika ülkesi olan Mısır, Pekin açısından özel bir konum taşıyor. Ülkenin Afrika, Akdeniz, Kızıldeniz ve Orta Doğu’nun kesişiminde bulunması, Süveyş Kanalı’na ev sahipliği yapması ve Filistin meselesindeki diplomatik ağırlığı, Kahire’yi Çin için önemli bir ortak haline getiriyor.
Şi, Çin-Mısır ilişkilerini gelişmekte olan ülkeler arasındaki dayanışma ve işbirliğinin örneği olarak niteledi. Çin lideri, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile birlikte Büyük Mısır Müzesi’ni ziyaret ederek iki ülkesini köklü medeniyetler olarak tanımladı.
Ekonomik bağlarda yeni alanlar
Çin’in bölge politikasında ticaret, yatırım, altyapı, enerji ve bağlantısallık önceliğini korurken işbirliği alanları da çeşitleniyor. Kuşak ve Yol kapsamındaki altyapı projelerinin yanı sıra veri merkezleri, yarı iletkenler, kritik mineraller, dijital ekonomi, elektrikli araçlar, yeşil enerji ve yüksek teknoloji başlıkları öne çıkıyor.
Ortadoğu Araştırmaları Merkezi Başkanı Dr. Kadir Temiz, ziyaretin Çin’in bölgedeki ekonomik, diplomatik ve güvenlik önceliklerini aynı anda yansıttığını belirtti. Temiz’in değerlendirmesinde Çin ekonomisindeki yapısal yavaşlama, iç talep ve gayrimenkul sektöründeki sorunlar ile bölgedeki çatışmaların enerji piyasaları üzerindeki baskısı, Pekin’in Orta Doğu’ya yönelik ekonomik ilgisini artıran unsurlar arasında sıralandı.
Bölgesel güvenlik ve medeniyet vurgusu
Şi’nin Kahire’de ortaya koyduğu güvenlik yaklaşımında, bölge halklarının kendi kararlarını alması, dış müdahalelerin azaltılması, güvenliğin bütüncül biçimde ele alınması ve kalkınmanın güvenliğin temeline yerleştirilmesi gerektiği vurgulandı. Aynı yaklaşımda uluslararası koordinasyonun güçlendirilmesi de öne çıkarıldı.
Bu çerçeve, Çin’in bölgesel ülkelerin daha fazla stratejik özerklik kazandığı ve Pekin’in ekonomik ve diplomatik ağırlığıyla etkili olduğu bir düzen arayışını yansıtıyor. Ziyaret sırasında güvenlik başlığının ekonomiyle birlikte ele alınması, Çin’in Orta Doğu’daki rolünü yalnızca ticaret ve yatırımla sınırlamadığını gösterdi.
Şi ayrıca Küresel Medeniyet Girişimi kapsamında medeniyetler arasında eşitlik, karşılıklı öğrenme, diyalog ve kapsayıcılık çağrısı yaptı. Mısır’ın köklü medeniyet geçmişi, güçlü devlet geleneği ve Küresel Güney’deki siyasi konumu, Kahire’yi bu söylemin önemli ortaklarından biri haline getiriyor.
Genel değerlendirmeye göre ziyaret, Çin’in Orta Doğu’da enerji, ticaret, kalkınma, diplomasi ve bölgesel güvenlik başlıklarındaki ağırlığını artırma arayışını ortaya koydu.