İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki askeri operasyonlarının ardından bölgede yaşanan yıkımın boyutları, Airbus ve Google Earth tarafından çekilen uydu görüntüleriyle bir kez daha gözler önüne serildi. 20 Temmuz tarihli yüksek çözünürlüklü görüntüler, Nebatiye iline bağlı Zutar eş-Şarkiye ve Zutar el-Garbiye beldelerinde geniş çaplı bir tahribatı belgeliyor.
Görüntülerde, binaların tamamen ortadan kalktığı mahalleler, büyük moloz alanları, sürülmüş araziler ve hasar görmüş yollar net bir şekilde görülüyor. İdari sınır boyunca kesintisiz bir şekilde uzanan hasar şeridi, iki beldenin birbirine geçmiş kentsel dokusunu adeta tek bir yıkım alanına dönüştürmüş durumda.
Stratejik konum hedef haline getirdi
Zutar beldelerinin stratejik konumu, bu kadar ağır bir yıkıma uğramasında etkili oldu. İsrail'in 'sarı hat' olarak adlandırdığı bölgenin kuzey ucunda, Litani Nehri'nin güney sınırlarına bitişik olan beldeler, İsrail ordusunun konuşlandığı şerit ile kuzeydeki Nebatiye'ye uzanan alanların kesiştiği kritik bir geçiş noktasında bulunuyor.
Zutar el-Garbiye'de yoğun yıkım
Yıkımın en belirgin olduğu yerlerden biri Zutar el-Garbiye'nin merkezi ve doğu kesimleri. Aralık 2025 ile 20 Temmuz 2026 arasındaki uydu görüntülerinin karşılaştırılması, yoğun yapılaşmanın olduğu alanların birbirine bağlı dev moloz yığınlarına dönüştüğünü gösteriyor. Güney ve güneydoğu mahallelerinde binalar seyrekleşirken, merkez ile Zutar eş-Şarkiye sınırındaki yollar ağır hasar gördü.
Zutar eş-Şarkiye'de daha geniş alan etkilendi
Zutar eş-Şarkiye'de ise tahribat coğrafi olarak daha geniş bir alana yayılmış durumda. Özellikle merkez, güney ve güneybatı bölgelerinde kentsel yoğunluğun büyük ölçüde kaybolduğu, molozlar arasında yeni askeri patikaların oluştuğu görülüyor. Zutar el-Garbiye ile bağlantılı batı şeridi en ağır tahribata uğrayan bölge olarak öne çıkıyor.
Öte yandan, Lübnanlı bir fotoğrafçı 28 Temmuz'da yayınladığı videolarda Zutar eş-Şarkiye sınırları içinde İsrail askeri araçlarının ve askerlerinin hareket ettiğini iddia etti. Aynı gün sosyal medyada paylaşılan bir başka videoda ise belde içinde yoğun duman yükseldiği ve bunun bir İsrail patlatmasıyla bağlantılı olduğu öne sürüldü.
Lübnan ordusu sadece bir beldeye girebildi
Lübnan ordusu, 21 Temmuz sabahı askeri koordinasyon grubuyla eşgüdüm içinde Zutar el-Garbiye'ye konuşlanmaya başladı. Ordu daha sonra yaptığı açıklamada, Zutar el-Garbiye'ye girildiğini ancak Zutar eş-Şarkiye'ye henüz konuşlanılmadığını doğruladı. Açıklamada, İsrail güçlerinin batı beldesinin çevresine yaklaştığı ve Lübnan askerlerinin yakınında ateş açtığı, bu durumun birliğin güvenliğini tehlikeye attığı ve görevi engellediği belirtildi.
Lübnan Ordusu Komutanı Rodolf Heykel, 23 Temmuz'da beldedeki birlikleri denetleyerek halkın güvenli dönüşü için gerekli tedbirlerin alınmasını istedi. Ertesi gün, Zutar el-Garbiye sakinlerinden sınırlı sayıda bir grup, ordu refakatinde küçük gruplar halinde evlerini ve mülklerini kontrol etmek üzere beldeye giriş yaptı. Ancak ordu, 26 Temmuz'da da İsrail'in konuşlanma noktaları yakınında açtığı ateşin görevleri aksattığını duyurdu.
Yıkım sadece binalarla sınırlı değil
Uydu görüntüleri, sadece binaların değil, çevredeki tarım arazilerinin de geniş ölçüde zarar gördüğünü ortaya koyuyor. Molozların temizlenmesi, yolların onarılması ve patlamamış mühimmatın varlığı, geri dönüşü çok daha karmaşık hale getiriyor. Uzmanlar, bu iki beldenin yeniden yaşanabilir kılınması için mühendislik taramaları, enkaz kaldırma çalışmaları ve su, elektrik, iletişim altyapılarının onarılması gerektiğini vurguluyor.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) Haziran 2026’da yayımladığı bir değerlendirme, Güney Lübnan genelinde 11 bin 95 binanın tamamen yıkıldığını, 2 bin 242 binanın kısmi, 9 bin 311 binanın ise hafif hasar gördüğünü tespit etti. Bu değerlendirmenin yollar, köprüler, elektrik, su ve iletişim ağlarındaki hasarı kapsamadığı belirtildi.
Zutar el-Garbiye'de ordu varlığı ve mühendislik çalışmaları başlamış olsa da, bitişiğindeki Zutar eş-Şarkiye'nin kontrol ve dönüş haritasının dışında kalması, iki beldeyi ortak bir kentsel ve insani kaderle karşı karşıya bırakıyor.